9. Sınıf İngilizce 6. Ünite Kelimeleri ve Anlamları Bridging Cultures

9. Sınıf İngilizce 6. Ünite Kelimeleri ve Anlamları  Bridging Cultures. 9. sınıf İngilzice ders kitabı Pasifik Yayınları kitabının 6. ünite Bridging Cultures  kelimelerinin Türkçe anlamlarını, çevirisini, ne demek olduğunu yazdık. Kelimeleri indirip PDF ‘e çevirebilirsiniz. yazdık. İngilizce ders kitabının 9. ünitesinde yer alan kelimelerin anlamlarını kısaca yazdık.

9. Sınıf İngilizce 6. Ünite Kelimeleri ve Anlamları Bridging Cultures

  • absolutely : kesinlikle
  • active : aktif
  • airline : havayolu
  • airport: havalimanı
  • aisle seat: koridor koltuğu
  • almost : hemen hemen
  • ancient: antik
  • announcement : duyuru
  • arrival: varış
  • arrive: varmak
  • art : sanat
  • bagel: simit
  • baggage: bagaj
  • be delayed : ertelenmek
  • beans: fasülye
  • beef: sığır eti
  • bell tower : saat kulesi
  • bırakmak
  • bill : fatura
  • board: uçağa binmek
  • Boarding announcement : uçağa biniş
  • boarding pass: uçuş kartı
  • book a flight : uçak rezervasyonu
  • boring: sıkıcı
  • breakfast: kahvaltı
  • bridging cultures : kültürler arası köprü
  • bring: getirmek
  • business class : birinci sınıf
  • business class: ticari sınıf
  • busy: meşgul, yoğun
  • buy a ticket : bilet almak
  • by telephone : telefon ile
  • cancel: iptal etmek
  • capital : başkent
  • certainly / Sure : Tabiki
  • cheap: ucuz
  • check-in desk: bilet kontrol masası
  • cheerful : neşeli
  • cheese: peynir
  • chopsticks: yemek çubukları
  • clothing: giyim
  • cold : soğuk
  • contact : temas kurmak
  • contain : içermek
  • cost : ücret
  • crowded: kalabalık
  • cuisine : mutfak Türk mutfağı gibi
  • cultural differences : kültürel faklılıklar
  • culture: kültür
  • customer: müşteri
  • customs: gelenek
  • delay: ertelemek
  • delicious: lezzetli
  • dessert: tatlı
  • destination: gidilecek yer
  • disgusting: iğrenç, berbat
  • dish: yemek
  • doughnuts: çörek, gözleme
  • drink something: bir şey içmek
  • due to : -den dolayı
  • dumpling: çin mantısı
  • economy class : ekonomi sınıfı
  • entertainment facilities : eğlence tesisleri
  • especially : özellikle
  • excitement : heyecan
  • exciting: heyecanlı
  • excuse me : Afedersiniz
  • expensive: pahalı
  • experience : tecrübe etmek
  • fabulous: olağanüstü
  • fasten seat belt: emniyet kemeri takmak
  • financial : mali / parasal
  • first class : birinci sınıf
  • flight : uçuş
  • flight number : uçuş numarası
  • flight ticket : uçak bileti
  • flight: uçuş
  • flour: un
  • foreign country : yabancı ülke
  • foreigner : yabancı
  • fresh: taze
  • fried tomatoes: kızarmış domates
  • friendly : arkadaş canlısı
  • fries: patates kızartması
  • from an agency : acentadan
  • further information : daha fazla bilgi
  • garlic: sarımsak
  • gate number : kapı numarası
  • gate: kapı
  • get around : gezinmek
  • go abroad: yurt dışına çıkmak
  • gorgeous : muhteşem
  • graffiti : duvar yazısı
  • greasy: yağlı
  • green tea: yeşil çay
  • greeting: selamlama
  • halal : helal
  • hardworking : çalışkan
  • have a flight : uçuşun olması
  • have dinner: akşam yemeği yemek
  • have lunch: öğlen yemeği yemek
  • have some soup: çorba içmek
  • have the bill: hesabı almak
  • healthy: sağlıklı
  • helpful: yardımsever
  • historical paintings : tarihi resim
  • horrible: berbat
  • hospitable : misavirperver
  • hot dogs: sosisli sandviç
  • However : ama
  • huge : çok büyük
  • huge: devasa
  • I see : anlıyorum
  • immigrant : göçmen
  • important places: önemli yerler
  • in general : genel olarak
  • island : ada
  • job opportunity : iş fırsatı
  • juicy: sulu
  • large: geniş
  • leave : ayrılmak
  • leave: ayrılmak
  • lentil: mercimek
  • linguistic diversity : dil çeşitliliği
  • lively : hareketli / neşeli
  • located: yer almak
  • location: konum
  • luggage: bagaj, valiz
  • magnificent structure : muhteşem yapı
  • main course: ana yemek
  • main dishes: ana yemekler
  • make a reservation : rezervasyon
  • make friend : arkadaş edinmek
  • meat: et
  • mineral water: maden suyu
  • move : taşınmak
  • museum : müze
  • mushroom: mantar
  • neighborhood : mahalle
  • north eastern : kuzey doğu
  • Nowadays : Bu günlerde
  • oil: yağ
  • one way ticket : tek yön bilet
  • one-way flight: tek yön uçuş
  • online : internet üzerinden
  • orange juice: portakal suyu
  • order : sipariş vermek
  • palace : saray
  • passenger : yolcu
  • passport: pasaport
  • pasta: makarna
  • pastries : pastalar
  • pay : ödemek
  • pay the bill: hesabı ödemek
  • pick up a ticket : bilet almak
  • plane: uçak
  • pollution : kirlilik
  • Pre-boarding announcement : uçak
  • price: fiyat
  • priceless works of art : paha biçilemez sanat
  • proceed: ilerlemek
  • punctual : dakik
  • purpose : amaç
  • quiet: sessiz
  • rarely : nadiren
  • Really? : Gerçekten mi?
  • red peppers: kırmızı biber
  • relaxing: dinlendirici
  • religion: din
  • return ticket : gidiş dönüş bileti
  • rice: pirinç
  • rich culture : zengin kültür
  • romantic : romantik
  • round trip: gidiş-dönüş
  • salad: salata
  • salt: tuz
  • same problem : aynı sorun
  • sauce: sos
  • sausages: sosis
  • sculpture : heykel
  • sea food: deniz ürünleri
  • seat : koltuk
  • security: güvenlik
  • see all across : dörtbir yanı görmek
  • serve meal: yemek servisi yapmak
  • serve: servis etmek
  • shopping area : alışveriş alanı
  • shout : bağırmak
  • sight: manzara
  • silence : sessizlik
  • single ticket: tek yön bilet
  • smell delicious : lezzetli kokmak
  • snacks: atıştırmalıklar
  • snail dish : salyangoz yemeği
  • social life : sosyal hayat
  • sour: ekşi
  • souvenir shop : hediyelik eşya dükkanı
  • spice: baharat
  • spicy: baharatlı
  • square : meydan
  • stand far apart each other : birbirinden
  • start a conversation : sohbet başlatmak
  • starter : başlangıç yemeği
  • Statue of Liberty : Özgürlük Abidesi
  • steak: biftek
  • stranger : yabancı
  • stressful: stresli, gergin
  • strongly advise : şiddetle tavsiye etmek
  • suggestion : tavsiye
  • suitcase: valiz
  • sweet: tatlı
  • take a trip : seyahate çıkmak
  • talk loud voice : yüksek sesle konuşmak
  • terrible: korkunç
  • ticket: bilet
  • to be cancelled : iptal olması
  • to be located : yer almak / konumlanmak
  • touch : dokunmak
  • tourist attraction :ziyaretçi çeken her şey
  • tourist attractions: turistik yerler
  • transport: ulaşım
  • travel : seyahat etmek
  • travel agency: seyahat acentası
  • traveller: yolcu, gezgin
  • treat badly : kötü davranmak
  • trip: seyahat
  • tropical fruit: tropikal meyve
  • unhealthy: sağlıksız
  • unique : eşsiz
  • vegetables: sebze
  • visit: ziyaret etmek
  • visitor : ziyaretçi
  • waiter: erkek garson
  • waitress: bayan garson
  • warm: sıcak
  • weather: hava durumu
  • well known : iyi bilinen
  • window seat: cam kenarı koltuk
  • yellow cab : sarı taksi
  • You are right : Haklısın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.