Ne Dinleyelim Dinleme Metni Oku-Yazılı Hali-7. sınıf Türkçe

Ne Dinleyelim Dinleme Metni Oku-Yazılı Hali-7. sınıf Türkçe. MEB Yayınları Türkçe 7. sınıf Kitabının 1. Tema dinlem metni Ne dinleyelim parçasının yazılı halini aşağıdaki bölümden okuyabilir, etkinlik sorularını cevaplayabilirsiniz.

Ne Dinleyelim Dinleme Metni Oku-Yazılı Hali-7. sınıf Türkçe

Ne dinleyelim? Müzik, evrensel bir dildir. Doğal olarak her toplumun kültürü içinde, o dönemde yaşayan insanlar, gönül ve kafalarında oluşmuş ve kendilerine özgü ifadesini bulmuştur. İlk görünüşte birbirinden farklı görünseler de, hepsinin insanın özünü ifade eden yönleri vardır. Bir aile, çocuklarının, bir toplum, vatandaşlarının insan olarak gelişmelerini önemsediği oranda bu evrensel dilden yararlanır. Böylece müzik yoluyla, insan kardeşimiz; Çin, Hindistan, Rusya, Afrika, Arabistan, Brezilya, Almanya, İtalya veya Anadolu’da, her nerede doğmuş olursa olsun, onun hüznünü, mutluluğunu, özlemini, coşkusunu, acısını ve kendini aşma özlem ve çabasını duyabiliriz.

Klasik Batı müziğini sevdiğimi ve ondan derinden etkilendiğimi söylemeliyim. Ayrıca hem pop müziğine hem de sahne müziğine aşinalığım var ve derin anılara da sahibim. Meksika ve Amerika halk müziğine, Akdeniz kültürlerinin; Yunan, İtalyan, Fransız, İspanyol müziklerine tutkunum. Ama şimdi bir Anadolu çocuğu olarak, Anadolu’nun gönül dilini duyduğum müzikten ve kişilerden söz etmek istiyorum. 25 yıl yurt dışında yaşamış ve içinde taşıdığı çocukta Anadolu kültürünü keşfetmiş biri olarak, hüznümle, kederimle, melankolimle konuşayım.

Aşık Veysel, felsefi yönünün incelenmesi gerektiğini düşündüğüm biri. Aslında hakikat, insanın içinde; kişi bütün gürültüleri durdurup ona ulaşabilir. Bu hakikati hisseder. Bu anlayış, bana sanki Aşık Veysel’in bir parçası gibi geliyor. “Dost dost diye nicesine sarıldım. Benim sadık yarim kara topraktır,” diye başlayan dizeleri, bir dünya görüşünü yansıttığı kadar, onun yalnızlığını da anlatıyor. Batı ve Doğu filozoflarının asırlarca üzerinde konuştukları önemli konuyu, kendi şivesiyle hepimizin anlayabileceği bir dile dökmüş.

Uzun ince bir yoldayım, gidiyorum gündüz gece. Bilmiyorum ne haldeyim, gidiyorum gündüz gece. Dünyaya geldiğim anda, yürüdüm aynı zamanda iki kapılı bir handa. Gidiyorum gündüz gece. İstiyorum, anlatamam derdimi. Dertsiz insana dert çekmeyen, dert kıymetin bilemez. Derdim bana derman imiş, bilmedim hiçbir zaman. Gül dikensiz olamaz.

Evde bu türküyü, ergen çocuklarımla hiç konuşmadan öylece dinleyip, üzerine sohbet etmek isterdim. Hiç nasihat etmeden, konuşarak yaşam üzerine sadece sohbet. Gençlerin “derdimi bana derman imiş, bilmedim” sözünden ne anladığını duymak isterdim. Ne anlıyorlar? Hiçbir zaman gül dikensiz olamaz. Bu tür sohbetlerle çocukların iç dünyası zenginleşecektir.

Bu yüzden, ülkemde ebeveynler ve çocuklar birlikte bu türküleri dinlesinler, sonra sohbet etsinler isterim. Dahası, kültürümüzün böyle bir zenginlikle onları kucakladığını ve bunun keyfini birlikte çıkardıklarına şükretsinler.

Doğan Cüceloğlu.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir