“Aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguyu paylaşanlar anlaşabilir.” Hz. Mevlana’nın bu sözü ile ilgili kompozisyon

“Aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguyu paylaşanlar anlaşabilir.” Hz. Mevlana‘nın bu sözü ile ilgili kompozisyon. Anlaşmak nedir, anlaşmakta dil mi yoksa duygular mı önemlidir?. Duyguların iletişimde önemi nedir? Hz. Mevlana bu sözü ile ne anlatmıştır, neyi vurgulamıştır kısa bir kompozisyon örneği yazdık.

“Aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguyu paylaşanlar anlaşabilir.” Hz. Mevlana’nın bu sözü ile ilgili kompozisyon

Anlaşmak düşünce ve amaç yönünden birleşmek demektir. Bir anlaşmaya varmak için bir noktada buluşmak gerekir.  Gerçek bir anlaşmanın olması için aynı dili konuşmak yeterli değildir. Gerçek anlaşma ancak aynı duyguları hissetmekle olur.  

Sözcükleri kullanarak kendimizi ifade ederiz.  İnsanlar aynı duyguları hissetmiyorsa konuşurken sadece bilgi veriyorlardır. Aynı duyguları paylaşanlar ortak hareket edebilir. İnsanlar aynı dili kullansa da kelimelere farklı anlamlar verebilir. Bu nedenle dil tek başına anlaşmak için yeterli değildir. Asıl bağ, duygusal bir köprü kurabilmektedir.

İnsan ilişkilerinde duygular çok önemlidir. Empati, şefkat, sevgi gibi ortak duygular bizi birbirimize bağlar. İnsanlar bu sayede birbirlerini güven duyar ve ilişkileri güçlenir. Sadece dil üzerinden konuşarak anlaşmak yüzeyseldir ve bir bağ oluşturmaz ve heran bozulabilir. Ama duygusal bir bağ ve anlaşma ilişkilerimizi sürekli kılar, davranışlarımıza yansır. 

Örneğin, farklı ülkelerden gelen iki arkadaş, Ali ve David İngilizce konuşabiliyorlar. Yani aynı dili konuşabiliyorlar. Ali’nin kedisi öldüğünde David ona İngilizce üzüntülerini bildirir, ama ancak aynı hüznü hissettiğini gösterdiğinde bir birliktelik ve anlaşma olur. Aynı duyguları hissetmiyorsak yaşananlar sadece resmi bir arkadaşlıktır. Görüldüğü gibi, aynı dili konuşmak tek başına yeterli değildir. Asıl önemli olan, karşımızdaki kişiyle aynı duyguları paylaşabilmektir. Ancak o zaman gerçek anlaşma ve bağ kurulabilir. 

Mevlana’nın sözü, yüzeysel bir iletişimin yetersiz olduğunu, iletişimin duygusal boyutu olduğunu vurgular. İnsanlar arasındaki gerçek etkileşim, ortak dilden çok ortak duygular üzerinden şekillenir. Bu nedenle, anlaşmak için öncelikle hissetmek, empati kurmak ve birbirimizin deneyimlerini paylaşmak gereklidir. Ancak o zaman derin ve anlamlı ilişkiler kurulabilir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir