Herhangi bir eşya olsan, bir gün boyunca o eşya gibi yaşadıklarını anlat.

Herhangi bir eşya olsan, bir gün boyunca o eşya gibi yaşadıklarını anlat. Herhangi bir eşya olsam, ne olurum? Bu eşya bir gün ne yaşar kısaca konuşma olarak yazdık. Masa ve Televizyon eşyası olsam bir gün boyunca ne yaşarım kısaca yazdık.

Herhangi bir eşya olsan, bir gün boyunca o eşya gibi yaşadıklarını anlat.

EŞYA:TELEVİZYON

Ben bir televizyonum. Sabah güneş ışığı odaya girmeye başladığında, ben de uyanırım. Yerim oturma odasında en geniş duvardır. Sabah çocuklar okula gitmeden açılırım. Evin babası haberleri izler. O işe, çocuklarda okula gider. Servis geldi, acele et, anne kitabım nerde? sözlerini duyarım genellikle.

Evin annesi sabah programlarını izler. Yemek programları güzel ama o cinayet programlarını izlerse içim kararır. Bu yüzden izlenen programlar beni çok yoruyor. Bazen öylece açık kalırım. Kimse beni izlemez, bazen kanalları değiştirmek veye kendimi kapatıp kafamı dinlemek isterim.

Öğleden sonra çocuklar okuldan gelir. Onlar genellikle çizgi film izler. Bazen iki kardeş kanal kavgası yapar. Bir o kanal bir bu kanal derken benim başım döner. Sonra annenin sesi duyulur çocuklar ödevlerini yapmaya başlar. İşte o zaman çok mutlu olurum. Çünkü çok açık kalınca ısınıyorum. Bu da benim devrelerime zarar veriyor.

Akşam babamız işten döner. Haberler izlenir. Sonra herkes bir araya gelir ve televizyonun karşısında oturur. Ailemizle birlikte en sevdikleri diziyi izlerler. Ben de onların gülmelerini, heyecanlarını ve bazen gözyaşlarını görmekten mutluluk duyarım.

Gece olunca, herkes yavaş yavaş uykuya hazırlanır. Ben de kapatılırken, gün boyunca yaşadıklarımı düşünürüm. İşte böyle, bir gün boyunca bir televizyon olmanın nasıl bir şey olduğunu yaşarım.

EŞYA:MASA

Ben bir masayım. Sabah güneş ışıkları ile hayatım başlar. Sabah kahvaltısı için mutfak masasına otururlar. İlk önce kahvaltı malzemeleri masanın üzerine gelir: ekmek, peynir, zeytin… Evin annesi kahvaltıyı hazırlar. Bazen çocuklar yardım eder. Mis gibi patates kızartmaları, yumurta, reçel ve diğer kahvaltılıklar çok güzeldir. Kahvaltı sırasında çocuklar gülüşür, eğlenir. Bazen evin annesi yemeklerini tam bitirmedikleri için onlara kızar. “Tabak bitmezse bilgisayar oynamak yok” Hemen kahvaltılıklar biter.

Bazen tam derin derin eski ormandaki ağaç günlerimi düşünürken kahve kokusu ile uyanırım. Komşu ile evin annesi kahve keyfi yapar. Bazen sohbet güzel olur ama dedikoduları duymamak için kulaklarımı tıkarım.

Öğle vakti, üzerimde ders kitapları açılır. Çocuklar ödevlerini yapar.  Bazen bir fincan çay ya da kahve gelir. Çok yanmışlığım vardır. Çok çay bardağı devrilmiştir üzerimde. Örtüden geçen sıcak çay yakar beni. Bu yüzden bazı yerlerimin rengi değişmiştir.

Akşam olunca, aile yemek için tekrar toplanır. Bu sefer masamda sıcak yemekler ve tatlılar vardır. Herkes masanın etrafında oturur. Havadan sudan konuşmalar, mis yemek kokuları, en sonunda üzerime örtü örtülür. O yapay çiçek vazosu üzerime bırakılır. Anlarım ki dinlenme vakti gelmiştir.

İşte böyle, bir gün boyunca bir masa olarak bunları yaşarım.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir