100 Tane Deyim ve Anlamları Kısa

100 Tane Deyim ve Anlamları Kısa. Çeşitli konulardan kısa deyimler ve kısa anlamlarını yazdık. 10, 20, 30, 40, 50, 100, 150 tane deyim yazdık. Deyim ve kısaca anlamlarını yazdık. Anlatıma akıcılık, çekicilik katan, çoğunun gerçek anlamından ayrı bir anlamı bulunan, genellikle de birden çok sözcüklü dil öğesi, kalıplaşmış sözcük topluluğuna deyim denir. 100 tane Kısa deyim örnekleri ve anlamları.

100 Tane Deyim ve Anlamları Kısa

  1. Deli gibi – Aşırı, kontrolsüz bir şekilde
  2. Ağzı sulanmak-beğenilen bir şeyi elde etme isteği duymak.
  3. Can evinden vurmak – En önemli yerinden, en hassas noktasından vurmak
  4. Mermer gibi sağlam – Dayanıklı, güvenilir olmak.
  5. Aklı kalmak-Aşırı meraklanmak.
  6. Gözü tutmak – Beğenmek, arzulamak
  7. Başını yere eğmek – Utanmak, mahcup olmak
  8. Rüzgar gibi esmek – Hızlı, güçlü ve değişken olmak.
  9. Dil dökmek – Yumuşak sözler kullanarak ikna etmeye çalışmak.
  10. Gözden çıkarmak – Önemsememek, önemsiz saymak
  11. Ağzı süt kokmak-Çok genç ve deneyimsiz olmak
  12. Ağzı var dili yok-Çok az konuşan, sakin, ağır başlı bir kişi.
  13. Ağzı yanmak-Bir şeyden büyük zarar görmek.
  14. Ak süt emmiş-Namuslu, güvwnilir bir kişi olmak.
  15. Akıllara durgunluk vermek-İnsanı şaşkına uğratmak
  16. Akıntıya kürek çekmek-Olması imkansız işler için çaba harcamak.
  17. Akla karayı seçmek-Bir konu ile ilgili çok fazla zorlanmak.
  18. Aklı havada olmak-Düşünmeden aklına ilk gelen şyi yapmak.
  19. Başı dumanlı – Kafası karışık, aklı karışık
  20. Canı çekmek – İstemek, özlemek
  21. Ağzı laf yapmak – Güzel, akıcı konuşmak
  22. Ayağı kaymak – Hata etmek.
  23. Al birini vur ötekine- Hepsi birbirinin aynısı kötü olan.
  24. Al gülüm ver gülüm- Karşılıklı menfaat temeline dayanan ilişkileri ifade eder.
  25. Ağzından çıkanı kulağı duymamak – Dikkatsizce konuşmak
  26. Ağzını hayra açmak – İyi dilek ve temennilerde bulunmak
  27. Aklı başına gelmek – Kendine gelmek, düşünmeye başlamak
  28. Aklından geçirmek – Düşünmek, planlamak
  29. Aklını kaçırmak – Çok sinirlenmek, kendini kaybetmek
  30. Aklını yitirmek – Akıl ve şuurunu kaybetmek
  31. Aklını yok etmek – Birisinin aklını karıştırmak, yanlış yönlendirmek
  32. Aklını yormak – Çok düşünmek, kafasını yormak
  33. Aklını başından almak – Şaşırtmak, şaşkına çevirmek
  34. Aklını kullanmak – Mantıklı, akılcı davranmak
  35. Ayağa kalkmak – Harekete geçmek, girişimde bulunmak
  36. Ayağını denk almak – İhtiyatlı, temkinli davranmak
  37. Bağrına basmak – Çok sevmek, sıcak karşılamak
  38. Balık hafızası olmak – Çabuk unutmak
  39. Başına bela olmak – Sorun, sıkıntı yaratmak
  40. Başını derde sokmak – Sıkıntı, sorun yaratmak
  41. Başını ezmek – Birini ezici bir şekilde yenmek
  42. Bel bağlamak – Güvenmek, dayanmak
  43. Beynini yormak – Çok düşünüp kafasını çalıştırmak
  44. Bin pişman olmak – Çok pişman olmak
  45. Boğazına düğümlenmek – Konuşamamak, duygu yoğunluğu yaşamak
  46. Boş çene – Boş, anlamsız konuşmak
  47. Burnundan kıl aldırmamak – Çok inatçı, umursamaz davranmak
  48. Canı sıkılmak – Sıkılmak, can sıkıntısı çekmek
  49. Canını sıkmak – Rahatsız etmek, üzmek
  50. Çark etmek – Geri dönmek, fikrini değiştirmek
  51. Çenesi düşmek – Yerli yersiz konuşup durmak, gevezeleşmek.
  52. Çile doldurmak – Çok acı çekmek
  53. Darda kalmak – Zor duruma düşmek
  54. Damarına bastırmak – Kızdırmak, sinirlendirmek
  55. Dedikoduya alet olmak – Dedikodu konusu olmak
  56. Deli saçması – Akıl almaz, saçma
  57. Derdine düşmek – Sorunuyla ilgilenmek, uğraşmak
  58. Derin nefes almak – Sakinleşmek, rahatlayıp kendine gelmek
  59. Dil dökmek – Etkileyici, ikna edici konuşmak
  60. Dili tutulmak – Konuşamamak, şaşırmak
  61. Dili varmamak – Söylemeye cesareti, yüreği olmamak
  62. Dişini sıkmak – Güç bir durumla mücadele etmek
  63. Dolu dolu yaşamak – Enerjik, istekli bir şekilde yaşamak
  64. Elinden bir şey gelmemek – Bir şey yapamamak, becerememek
  65. Elinden gelen – Gücünün yettiği kadar, en iyisini yapmak
  66. Elleri kolu bağlı – Çaresiz, hareketsiz kalmak
  67. Eli boş dönmek – Beklediği şeyi elde edememek
  68. Eli yüzü düzgün – Bakımlı, temiz görünümlü
  69. Elini taşın altına koymak – Cesurca sorumluluk üstlenmek
  70. Enseyi karartmak – Çok kızdırmak, sıkıntı vermek
  71. Eti senin kemiği benim – Çocuğun eğitiminde kendine tam yetki vermek
  72. Ev bark yıkmak – Büyük zarar vermek, mahvetmek
  73. Gözden düşmek – İtibar kaybetmek, değer yitirmek
  74. Gözü dışarıda olmak – İlgisi başka yöne kaymış olmak
  75. Günah keçisi olmak – Suçlanıp cezalandırılmak
  76. Güne bedel – Çok önemli, hayati derecede önemli
  77. Günü birlik – Kısa süreli, gelip geçici
  78. Gürül gürül – Hareketli, coşkulu
  79. Hafızası zayıf – Çabuk unutabilen
  80. Hakkından gelmek – Birisini yenmek, haddini bildirmek
  81. Hakkını helal etmek – Kızgınlığını veya kinini bağışlamak
  82. Hakkını yemek – Hakkını vermemek, sömürmek
  83. Hakkını yedirmemek – Hakkını sonuna kadar savunmak
  84. Hançer gibi batmak – Çok acı vermek, kötü etkilemek
  85. Başını belaya sokmak – Kendini sorunlara maruz bırakmak
  86. Başına iş açmak – Sorun yaratmak, sıkıntı çıkarmak
  87. Başını kuma sokmak – Gerçeklerden kaçmak, sorunları görmezden gelmek
  88. Başını yerden kaldıramamak – Çok üzgün, moral bozuk olmak
  89. Başını yiyecekler – Çok tehlikeli bir durumla karşı karşıya olmak
  90. Başını yolmak – Çaresizlik ve üzüntüden saçını başını yolmak
  91. Başını yormak – Çok düşünüp kafasını meşgul etmek
  92. Başı belada olmak – Tehlikeli bir durumda olmak
  93. Başına buyruk – Kendine hakim olamayan, disiplinsiz
  94. Başına çöküp kalmak – Üzerinde ağır bir yük, sorun gibi kalmak
  95. Başına kakıp durmak – Sürekli hatırlatmak, hataya düşürmek
  96. Başına kakılmak – Sürekli suçlanmak, kötülenmek
  97. Başına iş açmak – Sorun çıkarmak, sıkıntı yaratmak
  98. Başına iş gelmek – Tehlikeli bir duruma düşmek
  99. Başına kâr kalmak – Elde ettiği kazançtan mahrum kalmak
  100. Başına sarmak – Çok üzmek, hayal kırıklığına uğratmak
  101. Başına vurmak – Sözlü olarak eleştirmek, suçlamak
  102. Başını taştan taşa vurmak – Çok çaba sarf etmek, uğraşmak
  103. Beynini yıkamak – Beyni yıkanmak, onu istenen yönde değiştirmek
  104. Birine göz kırpmak – İmalı, anlamlı bir bakışla işaret vermek
  105. Birine ters bakmak – Kötü, düşmanca bakmak
  106. Birine yüz vermemek – İlgi göstermemek, değer vermemek
  107. Böbürlenerek – Kibirle, kendini beğenerek
  108. Burnundan kıl aldırmamak – Umursamaz, ilgisiz davranmak
  109. Burnundan getirmek – Birini çok sıkmak, canını çok yakmak
  110. Burnunun dibinde – Çok yakında, göz önünde
  111. Burnunun sürtüldüğü yer – Kendini kabul ettiremediği yer
  112. Can simidi olmak – En son çare, son umut
  113. Canı sıkılmak – Sıkılmak, can sıkıntısı çekmek
  114. Baş üstünde tutmak – Bir kişiye çok değer vermek, önemli saymak.
  115. Deli dumana sarmak – Çok kızmak, sinirlenmek.
  116. Evin direği olmak – Ev işlerini yürüten, ev ekonomisini sağlayan kişi.
  117. Göz açıp kapayıncaya kadar – Çok kısa bir sürede.
  118. İpini çekmek – Birisini yönlendirmek, kontrol etmek.
  119. Kafa yorulmak – Çok düşünmek, kafası karışmak.
  120. Nal toplamak – Bir işi bitirmek üzere olmak.
  121. Orta yeri bulmak – Bir konuda ölçülü ve dengeli olmak.
  122. Suyuna gitmek – Bir kişinin veya durumun isteklerine boyun eğmek.
  123. Tepe taklak olmak – Dağılmak, alt üst olmak.
  124. Âlem âlem olmak – Ortam oldukça karışık ve kontrolsüz hale gelmek.
  125. Başını yemek – Birinin sorunlarıyla çok fazla ilgilenmek.
  126. Çanak çömlek dağılmak – Bir plan ya da düzen bütünüyle bozulmak.
  127. Dağ gibi olmak – Güçlü, kuvvetli ve dayanıklı olmak.
  128. Ekmeğini yemek – Birinin kendisine sağladığı imkanlardan yararlanmak.
  129. Güneş gibi doğmak – Aniden ortaya çıkmak.
  130. Horoz gibi ötmek – Çok gürültü çıkarıp kendini beğenmek.
  131. Iman etmek – Bir şeye inanmak, güvenmek.
  132. Kabına sığmamak – Kendini kontrol edememek, sakin olmamak.
  133. Köy içinde pazar açmak – Bir ortamda iğneleyici sözler söylemek.
  134. Nöbetçi olmak – Birinin yerine geçmek, bakmak.
  135. Ölüm kalım meselesi – Çok önemli ve hayati bir durum.
  136. Pabucu dama atmak – Daha iyi biri çıkınca gözden düşmek.
  137. Şahit olmak – Bir olayın tanığı olmak.
  138. Tavşan gibi kaçmak – Ani ve hızlı bir şekilde uzaklaşmak.
  139. Ufku değişmek – Düşüncesinin değişmesi, bakış açısının değişmesi.
  140. Ülkü haline getirmek – Bir şeyi en önemli amaç hâline getirmek.
  141. Vaktinde olmak – Zamanında, tam zamanında olmak.
  142. Yağmur gibi yağmak – Çok miktarda ve hızlı bir şekilde gelmek.
  143. Zamanında olmak – İşlerin beklenildiği şekilde ilerlemesi.
  144. Acı biber gibi olmak – Anlayışsız, zevksiz insanlar için söylenir
  145. Badem gözlü olmak – Bakışları güzel, çekici olmak.
  146. Cankurtaran simidi olmak – Son çare, en son umut olmak.
  147. Efsane olmak – Çok ünlü ve tanınmış hale gelmek.
  148. Fidan gibi olmak – İnce, zarif ve güzel vücutlu olmak.
  149. Gül yüzlü olmak – Güzel ve tatlı görünüşlü olmak.
  150. Küçük dağları ben yarattım demek-Çok böbürlenmek

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir