Mercan Kız Masalı Metni -Film Şeridi

10. Sınıf Edebiyat Dersi için Mercan Kız Masal’ının film şeridini oluşturmak için metni gerekiyor. Videoda anlatılan masalın birebir metnini aşağıdaki bölümden okuyabilir ve film şeridi oluşturmakta yararlanabilirisiniz.

Mercan Kız Masalı Metni -Film Şeridi

Neler gördüm, neler… Bir sinek, bir mandayı kaldırıp vurdu yere. Bir karınca, koca Dağı kaldırdı birden bire. Neler gördüm, neler… Ceviz kabuğuna sığdı, bin beş yüz kişi fışkırık çekerek geçtiler Akdeniz’i. Neler gördüm, neler… Ben görmedim, gören gördüğü, duyan duydu, soran sordu, iyi bilen bildi, su alan aldı, satan sattı. Bilmem, bu masalı ilk kim anlattı. Evvel zamanda kalmış, zamanda bir padişahın, dualarla, dileklerle, nice adaklarla kavuştuğu bir oğlu varmış. Oğlunu çok sever, bir dediğini iki etmezmiş. Oğlan büyük de, kılıç kuşanıp at binmeye başlamış. Vakit ona kocaman bir saray yaptırmış, hem de kentin tam meydanında, herkesin suyunu doldurduğu o gürül gürül akan çeşmenin tam karşısına.

Günlerden bir gün, yaşlı bir kadıncağız çeşmeden su doldururken, bizim haylaz olan, çekmiş yayı, bırakmış oku. Çat diye gitmiş, kırmış kadıncağının testisini. Kadın çok öfkelenmiş, dönmüş fısfı arkasına. Bir de ne görsün, padişahın oğlu! Bu bir susmuş, beş yüz kurmuş. “Susim,” demiş, “susama mı?” Şey, padişah oğlu, bir şey cikler demem, kötü söz söylemem. Lakin ettiğinden bulasın. Mercan kızına aşık olasın.

Ben iş dönmüş, arkasına gitmiş. Şehzade’ye, o günden sonra bir durgunluk gelmiş, okuyayım bırakmış yerinden, yemekten içmekten kesilmiş. Mercan kızla yatar, Mercan kızla kalkar olmuş, kafayı takmış ona. Sormuşlar. Herkese haber salmışlar ama Mercan kızın ne duyan ne de bilen. Bakmış, olacak iş değil. Babasından izin almış, helalliği ne almış, elini öpmüş, düşmüş yollara Mercan kızı bulmaya. Az gitmiş, uz gitmiş, dere tepe düz gitmiş. Altı ay bir güz gitmiş. E yorulmuş, tabi bir yerde bir… Ne bileyim hem de gece oldu, sabah ola, hayrola demiş. Sırtını yaslamış bir ağacın gövdesine, tam uyuyacak. Gün güm güm diye bir ses dönmüş. Bir de bakmış ki bir de vanası gelmiş ağacın dibine. Durmuş, oğlan korkuya onu seyretmeye başlamış ve manası kafasını kaldırmış yukarı, kayalıklara doğru bakmış.

“Mercan kız, Mercan kız! Uzat saçını, çek çıkar beni!” o güzelim saçlar salınmış aşağıya. Şehzade saçlara tutunarak çıkmış kayalıklardan yukarıya. Bir de ne görsün, ahu gözlü, mercan saçlı, doktor güzelliğine bir kız. Jazz tutulmuş, hemen ona. Mercan kız da ilk önce şaşırmış ve vanası yerine bu delikanlıyı görünce tanışmışlar, konuşmuşlar, anlaşmışlar. Şehzade iki ikna etmiş onu sarayda kendisiyle yaşamaya ama “Çabuk olalım, eğer dev anası gelir de bizi bulursa seni de beni de yaşatmaz,” demiş. Bu heybesini hazırlamış, bir testi su koymuş, saçını da tılsımlı bir iğne takmış. Yağız atlardan birini atlamış. Birlikte yola çıkmışlar, dörtnala gitmeye başlamışlar. Üç gün üç gece gitmişler. Onlar gibi dursunlar bir haberde, vanasından verelim de vanası gelmiş. Ses vermiş, seslenmiş, yok. Bir gün, iki gün, tam üç gün beklemişti, eve gelmemiş. Sonunda anlamış, düşmüş peşlerine. Düşmesiyle birlikte iki üç adımda yetişmiş anlara. Mercan kızı ölmüş, kanasa arkalarında. Bu heybesinden hemen bir testi suyu çıkarmış, yere vurmuş. Vurmasıyla aralarında gürül gürül akan bir ırmak oluşmuş. De vanası sağa sertmiş, sola. Kurtulmak için, yetişmek için ama anlamış, araya açık açmışlar. Yetişemeyeceği ne anlayınca, arkalarından varmış. “İlahi çocuklar, benden kurtuldunuz ama alın yazınızdan kurtulamazsınız. Yedi yıl hasretlik çekip de kavuşamıyorsunuz,” diye beddua etmiş ve dönmüş arkasına gitmiş.

Bizimkiler, derelerden sel gibi, tepelerden yel gibi konarak geçerek bir derenin kenarına gelmişler. Kavak ağacının altında Mercan kız, “Dinlenelim biraz,” demiş. Gitmişler adlarından ver. “Cankız, Şehzade, anam çok kötü beddua etti, ileride zor bir zamanda tutacağına gel. Biz bugün burada ay… ya ben bu kavak ağacının tepesinde seni bekleyeyim, bak saray görüntü. Zaten sen de git sarayına. Altı ay sonra gelir beni buradan alırsın.” Şehzade, “Öyle olmaz, böyle olur,” deyip. “Bin dereden su getirsen de bir türlü Mercan kızı ikna edememiş.” Her Cankız çıkmış kavak ağacının tepesine, Şehzade de varmış, gitmiş saraya. Gitmiş gibi de ne görsün, meğer onun yokluğunda babası, size ömür olmuş, taht boş kalmış. Ülkede başsız işler sarpa sarmış, başlamış işlerle uğraşmaya, devlet işleri yoluna koymaya. Böyle böyle günler, günleri, aylar ve günler ayları kovalamış. Anlaştıkları vakit çok az kala bakalım Mercan kız ne yapmış. Bir gün dereye karakuru çirkince bir kız gelmiş, tesisine su dolduracakmış. Dereden bir yansıma görme, de böyle güzel bir yüz ki. İlk önce kendimi salmış, sonra ama ben bu kadar güzel değilim. Gidip kafasını kaldırıp da kavak ağacına doğru bir bakmış, Mercan kızın gülümseyerek kendisine baktığını görmüş. “Hey, sen ne yaparsın orada?” demiş. “Berkcan kıza, gönlümün sultanı beklerim,” demiş. “Beni de alsana yanına, çok sıkıldım, sana yarenlik ederim,” demiş. Öyle deyince, Mercan kız, bizim saçlarını salmış aşağıya. Kız tutunmuş, çıkmış kavak ağacının tepesine ve her kanka başından geçenleri bir bir anlatmış. Kızcağız da ona açmış dizine yatırmış. Mercan kız anlatmış, o da onun saçlarını okşamış. Okşarken bir deneli tılsımlı iğneye değmesin, değer değmez, bizim Mercan kız bir güvercin olmuş, kanatlarında mercan rengi benekleri olan. Gökyüzüne doğru süzülmüş, gitmiş. Biz çok korkmuş, hemen ortalıktan kaybolmuş. Bu vakit doldu, vakit doğduğu zaman padişah gelmiş, kavak ağacının altına. Sağ bakmış, sola bakmış, seslenmiş ağaca bakmış, “Berkcan kız yok!” Her yere haber salmış, ne duyan ne de gören. Yüreğinde büyük bir sızıyla dönmüş sarayına.

O günlerden bir gün, bahçıvan başı gülleri sularken, bir gün üzerine bir Akkuş gelmiş. Kanatlarında mercan rengi benekleri olan. “İyi bak tamam, başı bahçıvan başı. Buyur sultanım, Beyoğlu ne yapar? Uyur. Sultanım, uyusun, uyusun, uyansın, başı gül yastığa dayansın,” demiş. Kuş, pır diye uçmuş gitmiş. Gitmiş, gitmesini de o gider gitmez, o gül ağacı en ufak dalına kadar kurumuş. Bahçıvan, “Bu işte bir iş var,” deyip gitmiş. Padişah olanı biteni bir bir anlatmış. Bu padişah, bu kuşun hikmeti ne ola ki diye düşünmüş. Sonra kal atmış, kafese koydurmuş. Kuş geldikten sonra padişahın yüreğindeki sızı biraz hafiflemiş, gizli de gülermiş.

Yine aradan bir vakit geçmiş, beyoğulları sürek avına çıkmışlar. Padişah onlarla beraber. Padişah gider gitmez kuş kafesinden kaçmaya çalışmış. Bu sırada kanadından bir damla kan sarayın bahçesine düşmüş. Padişah dönmüş gelmiş ki kuş yok. Çok çok üzülmüş ama o kan damladı, yerde bir selvi ağacı büyümüş ki başı yörede en 19’u bulmuş. Birbirine oturmuş, günlerini orada geçirir olmuş. Aradan günler geçmiş. Altı ay bir güz geçmiş, kış mevsimi gelmiş. Öyle soğuk, öyle sert bir kış ki padişah, şu selvi ağacının dalları her yeri kapladı. “Kesip dağıtalım da garibanlar ısınsın evinde,” demiş. Çok kesmişler, garibanlara dağıtmışlar. Bir yaşlı kadıncağız öyle çok dua etmiş ki hem padişahın gani yönüne hem de selvi ağacına, “Bu soğukta bizi ısıttı,” diye. Kadının duası mı tutmuş, Tanrı’nın dilek kapılarını açmış bilinmez. Selvi ağacı o anda Mercan kız olmuş. Padişah haber salmışlar, mutlulukla gelmiş, sarılmışlar, koklaşmışlar. Kışlar kırk gün, kırk gece düğün yapmışlar. Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine. Gökten üç elma düşmüş: birincisi, her türlü zorluğa karşın kavuşmasını bilenlere; ikincisi, masal dinlemeyi sevenlere; üçüncüsü de yaşlıların kıymetini bilip onların hayır duasını almayı bilenlere.

FİLM ŞERİDİ İÇİN KULLANILABİLECEK OLAY AKIŞI-FİL ŞERİDİ

  • Padişahın Oğlu: Bir padişahın sevgiyle büyüttüğü bir oğlu vardır. Oğul, kılıç kuşanıp at binmeye başlar ve kente büyük bir saray yaptırır.
  • Çeşme Olayı: Oğul, bir gün yaşlı bir kadının testisini kırarak ona zarar verir. Kadın öfkelenir ve padişahın oğlunu görür.
  • Aşkın Başlangıcı: Padişahın oğlu, Mercan kızına aşık olur. Aşkı yüzünden yemekten içmekten kesilir.
  • Mercan Kızını Arama: Oğul, Mercan kızını bulmak için yola çıkar. Uzun bir yolculuğun ardından kayalıklara ulaşır.
  • Mercan Kızının Kurtuluşu: Mercan kızı, oğlanı kayalıklardan yukarı çıkarır ve ikisi arasında bir bağ oluşur.
  • Tehlike: Mercan kızı, dev anası tarafından bulunma tehlikesi nedeniyle hemen kaçmaları gerektiğini söyler.
  • Kaçış: Mercan kızı ve padişahın oğlu, birlikte kaçmak için hazırlık yapar ve yola çıkarlar.
  • Beddua: Arkalarından bir ilahi çocuk, “Yedi yıl hasretlik çekip de kavuşamazsınız,” diyerek beddua eder.
  • Ayrılık: Mercan kızı, bir kavak ağacının tepesine çıkarak orada beklemeye karar verir, padişahın oğlu ise saraya döner.
  • Mutlu Son: Zamanla Mercan kızı selvi ağacına dönüşür ve sonunda padişah, Mercan kızıyla buluşarak mutluluğa kavuşur. Düğün yapılır ve herkes ermiş muradına.

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir